Kollama

Kollama
kollama dizisi

Hoşgeldiniz!

Sitemde Sizlere Kollama Dizisi Bölümleri, Kollama Dizisi Resimleri, Kollama Dizisi Müzikleri,Kollama Dizisi Videoları, Kollama Dizisi Oyuncuları Hakkında paylaşım yapmaya çalışacağım, ilgilerinizi ve yardımlarınızı bekliyorum...
sevgi dili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sevgi dili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Nisan 2010 Salı

8. Türkçe Olimpiyatları


Avusturyalılar entegrasyonu Türkçe Olimpiyatı’nda aradı
Bu yıl Türkiye’de 8'incisi düzenlenecek olan ve 120 ülkeden öğrencilerin katılacağı Türkçe Olimpiyatları'nın Avusturya elemeleri coşku dolu bir finalle bitirildi. Dünyanın dört bir yanında olduğu gibi Avrupa’da da ciddi bir ilgi gören Türkçe Olimpiyatları’nın Türkiye finalinde Avusturya’yı temsil edecek olan öğrenciler belli oldu. Sıkı bir elemenin yapıldığı finalin Temel Seviye Şarkı kategorisinde Tirol Eyaleti’nden katılan Patrizia Garber birinci olarak Avusturya’yı temsil etmeye hak kazandı.

Avusturya haritasının en ucundaki Vorarlberg Eyaleti’nin başkenti Bregenz’in gösteri merkezinde yapılan final yarışmasında duygu ve heyecan dolu saatler yaşandı. Açılışında bir konuşma yapan Bregenz Belediye Başkanı Markus Linhart’ın “bir entegrasyon tablosu” diye tarif ettiği programda, Avusturyalı ve Türk öğrenciler birbirleriyle kıyasıya yarıştı. Jüri; sevgi ve kardeşlik dili Türkçede buluşmak için bir araya gelen öğrencileri şarkı, şiir, kompozisyon, halk oyunları ve özel yetenek gibi alanlarda Avusturya temsilcilerini tespit etmeye çalışırken zorlandı

Sunuculuğunu ünlü Sanatçı Reha Yeprem’in yaptığı final yarışmasına Bregenz Başkonsolosu Nuray İnöntepe, Milli Eğitim Bakanlık Müsteşarı Fatih Atalık, siyasetçiler, akademisyenler, iş adamları ve çok sayıda davetli katıldı. Avusturya devlet kanalı tarafından ‘Türkçenin zenginliğinin ispatlandığı program’ şeklinde tarif edilen ve birçok basın organının da takip ettiği etkinliğe değişik eyaletlerden Türkçe Olimpiyatları Avusturya Finali’ne aileleriyle birilikte gelen öğrencilerin çok heyecanlı oldukları gözlemlendi. Programın açılış konuşmasını yapan Olimpiyat Komitesi Başkanı Ziya Bekman, Türkçe Olimpiyatları’nın bir sevdanın sahneye taşmış küçük bir görüntüsü olduğunu vurgulayarak, eyaletlerde yapılan yarı finalleri geçerek büyük finale gelen öğrencilere, ailelerine ve davetlilere teşekkür etti. Daha sonra kürsüye gelen Bregenz Başkonsolosu Türkçenin inceliklerine, zenginliğine ve önemine değinerek, “bu kadar büyük bir seyirci kitlesinin Türkçe için böylesine coşkuyla bir araya gelmesi beni şaşırttı” dedi.

Türkiye’den ve Türk dilinin geniş eğitim imkanlarından uzakta olmalarına rağmen anadillerinde büyük şairlerin şiirlerini, hakkını vere vere okuyan öğrenciler eğitimcilerden ve jüri heyetinden tam not alırken seyirci tarafından da uzun uzun alkışlandı. Duyguların çok yoğunlaştığı Anadil Şiir Yarışması’nın birincisi “Sen Yoktun Efendim” adlı eserle Vorarlberg’ten katılan Sümeyra Coşkun oldu. Aynı kategoride Tirol’den katılan Asım Tarık Başaltın “Bir Kahraman Bekliyoruz” adlı şiirle ikinci olurken, Viyana’dan katılan Hümeyra Akdoğan da “Medeniyetin Felluce Çağındayım” adlı şiiriyle üçüncü oldu.Sunucu Reha Yeprem’in de Türkçe sevdası için uzak memleketlere gidip orada vefat eden eğitim gönüllüleri için yazdığı bir şiirini okumasından sonra Anadil Şarkı Yarışması’na geçildi. Bu kategorinin birincisi Viyana’dan katılan “Adaletsiz Seçim” adlı şarkıyla Muhammed Özcan oldu. Kategorinin ikinciliğini “Kızılcıklar Oldu mu” adlı şarkıyla Vorarlberg’den katılan Kevser Ayyıldız alırken, üçüncülüğü de aynı eyaletten Mehmet Savcı “Damla damla” adlı şarkıyla aldı.

Türkçe Olimpiyatları Avusturya Finali’nde ayrıca halk oyunları ve özel yetenek kategorilerinde de elemeler yapıldı. Halk oyunları kategorisinin birincisi Vorarlberg’de bulunan Galileo Enstitüsü’nün kolbastı ekibi olurken, ikinciliği de aynı eyaletteki Turkuaz halk oyunları ekibi aldı. Kategorinin üçüncüsü olan ekip, Graz eyaletinden katılan Prizma Halk Oyunları Grubu oldu.
Juri değerlendirmeyi yaparken sahneye gelerek Millet Ruhu (Bir yiğit vardı) adlı şiiri okuyan beş yaşındaki Fatma Köse seyircileri hem duygulandırdı, hem de coşturdu. Sunucu Reha Yeprem’in dereceleri ilan etmesinden sonra hep birlikte sahneye çıkan öğrenciler ellerinde bayraklarla renkli görüntüler eşliğinde olimpiyat şarkısını okudu. Yarışmada birinciliği elde eden Patrizia Garber, Phönix Eğitim Kurumları vasıtasıyla bu yarışmaya katıldığını ve Türkiye’ye giderek dünyanın dört bir yanında gelecek öğrencilerle yarışacak olmasının kendisini çok heyecanlandırdığını söyledi.

OLİMPİYAT HEYECANI DÜNYANIN HER YERİNDE
Öte yandan, Türkçe Olimpiyatları’nın heyecanı dünyanın dört bir yanında sürüyor. Yemen’de başlayan ilk seçmeler, Azerbaycan, Fas, Makedonya, Nijerya, Pakistan, Irak ve Danimarka gibi ülkelerde geçmesi öngörüldü. Kazakistan, Moğolistan, Mısır ve Avusturya gibi ülkelerin elemelerini yaptığı Olimpiyatta 30 Mart’a kadar sürecek olan ülke seçmeleri sonunda dereceye giren öğrenciler, Türkiye’deki finallere katılmaya hak kazanacaklar.8.Uluslararası Türkçe Olimpiyatları’nın Türkiye yarışmaları ise 26 Mayıs-10 Haziran tarihleri arasında yapılacak. Olimpiyatlara yaklaşık 120 ülkeden 750'yi aşkın öğrenci katılacak.

29-30 Mayıs tarihlerinde Ankara Altınpark'ta yapılması planlanan Kültür Şöleni ve yarışmalardan sonra Olimpiyat büyük finali yapılacak. Her yıl olduğu gibi bu yılda büyük final devlet kanalı TRT ve bir çok özel kanaldan canlı yayınlanacak. 8. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları 10 Haziran'da veda töreni ile sona erecek.

“TÜRKÇE OLİMPİYATLARI, TÜRKÇE’NİN DÜNYADA HAK ETTİĞİ KONUMA GELMESİ İÇİN”

Her yıl on binlerce öğrencinin katıldığı Türkçe Olimpiyatları’nın amacı hakkında olimpiyat genel komitesi tarafından şu açıklama yapıldı: “Dil insanların birbirlerini anlamasını ve kaynaşmasını sağlayan bir unsurdur. İletişim çağında kültürlerin birbirleri ile kaynaşması, farklı kültürlere sahip insanların birbirleriyle anlaşması dil ile olmaktadır. Türkiye'nin dünya ülkeleri ile geliştirdiği ilişkiler, Türkçe öğrenen binlerce öğrencinin mevcudiyeti dilimizin hak ettiği konumu elde edeceğinin emareleri sayılır.

Türkçe Olimpiyatları da Türkçemizin dünyada hak ettiği konuma gelmesi ve daha yaygın şekilde kullanılması için oluşturulan bir emeğin ürünüdür. En iyi Türkçe öğrenenleri ödüllendirmek amacıyla 2003 yılından beri düzenlenen olimpiyatlar yurt dışında Türkçeye karşı büyük bir heyecan ve ilgi uyandırmıştır.Türkçe Olimpiyatları bir final niteliğindedir. Yarışmacılar finale gelene kadar birçok aşamadan geçmektedir. Öğrenciler, sınıf ve okul seçmelerinden sonra ülke seçmelerinden geçerek bu olimpiyatlara katılmaya hak kazanmaktadırlar. Bir eğitim yılı boyunca olimpiyatlara yaklaşık 10.000 öğrenci hazırlanmaktadır.

Türkiye'deki finallere katılmaya hak kazanan öğrenciler, ülkelerini Türkçe olarak tanıtan stantlar hazırlayıp ülkesini tanıtmakta ve kültürlerin kaynaşmasına katkıda bulunmaktadırlar. Her yıl, geleneksel bir keyfiyet kazanan olimpiyatların ödül töreninde, Türk diline ve kültürüne hizmet eden devlet büyüklerine, siyaset adamlarına, basın yayın, eğitim ve sanat camiası mensuplarına özel hizmet ödülleri verilmektedir.

Bizler, Anadolu insanın samimiyetinin neler yapabileceğinin hikâyesini oluşturduk Türkçeder olarak. Topraklarımızdan dünyaya yayılan Türkçenin gücüne inandık. Türkçeyi öğrenen çocukların kardeşlik duyguları ile beslendiklerini gördük.Mevlana'dan Yunus Emreden şiirler okuyan, türkülerimizi seslendiren bu çocukların bir yaz başında ülkemize bıraktıkları tatlı bir huzur bunun göstergesi değil midir?”

5 Haziran 2009 Cuma

7. TÜRKÇE OLİMPİYATLARI ŞARKI FİNALİ'NDE ÜNLÜ İSİMLER JÜRİ ÜYELİĞİ YAPTI


700 ülkeden 115 öğrencinin yarışacağı 7. Türkçe Olimpiyatları Şarkı Finali İstanbul'da gerçekleştirildi.

Sütlüce Gösteri Merkezi'ndeki Şarkı Finali'nde Orhan Hakalmaz, Fatih Kısaparmak, Ebru Gündeş, Serdar Ortaç, Emrah İpek, Erhan Güleryüz, Ertuğrul Erkişi, Hakan Şükür, Oktay Kaynarca, Prof. Dr. Şükrü Halit Akalın ve Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı jüri üyeliği yaptı.

Şarkı Finali'nin başlamasından kısa bir süre sonra jüri üyeleri, Türkçe Olimpiyatları hakkındaki görüşlerini dile getirdi. Jüri üyelerinin Türkçe Olimpiyatları hakkındaki görüşleri;

Hakan Şükür: "Ben birçok böyle gecede bulundum. Tabi etkilenmemek mümkün değil, muhteşem bir gece, genç kardeşlerimiz. Tabi sanatsal yönünü ben bilemem ama çok değerli sanatçı arkadaşlarım, hanımefendi Ebru Gündeş burada, onun dışında onlar o değerlendirmeyi yaparlar ama ben Türkçemizin
kullanımı konusunda hakikaten büyük keyif alıyorum ben ne zaman gelsem. Türkçe'nin bütün dünya ulusları arasında böyle kullanılması ülkem adına çok gurur verici. Hakikaten bu akşam ayrı bir huzurluyum, onur doluyum emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum."

Serdar Ortaç: "Ben bu yarışma ile geçen sene tanıştım. Orta Asya'dan Avrupa sınırlarına kadar konuşabildiğimiz en büyük dillerden bir tanesi, unutulmuş değerleri hatırlattı bana. Beni kendime getirdi. Bütün bu gece burada gördüğümüz ve anlamamız gereken bir tek şey var, birbirimizi sevmek için çok neden var. Bir sürü neden varmış, o yüzden Türkçe olimpiyatları bu açıdan da çok önemli. 115 ülkenin 700 genç ve küçük çocuğunun dilimi konuşması kadar bana daha büyük bir keyif ne verebilirdi. Çok teşekkür ediyorum."

Ebru Gündeş: "İkibuçuk yıl jüri üyesi olarak bu koltukta oturdum ama bu gece benim için çok daha özel ve çok heyecanlıyım. Küçücükler ama ne güzel Türkçe konuşuyorlar. Bence hepsi bu gecenin birincisi. Onlar bizim kalplerimizin birincisi."

Emrah Erdoğan: "Gerçekten muhteşem bir gece yaşıyoruz. Ben de birçok sefer jüri üyesi olarak bulundum. Ama bu güne kadar katıldığım programlar içerisinde böyle bir heyecan yaşamadım. Çok gurur verici bir gece, çok özel bir gece, muhteşem bir gece, tebrik ediyorum."

Oktay Kaynarca: "Ben daha önce jüri üyesi olmadım, ilk defa oluyorum. Çok güzel şeyler dinledik, çok güzel şeyler seyrettik. Çok gururlandık, çok onurlandık. Benim burada oluşumun tek sebebi, güzel ülkemin, dünyanın en güzel dilinin, Türkçe'nin, nasıl kullanıldığını dinlemekti. Onur duyuyorum."

Ekrem Dumanlı: "Bu akşam Türkçemizin büyük bir şölenine hep beraber şahit oluyoruz. Kültürümüzün ses bayrağı Türkçemizin bu kadar muhteşem bir gecesini yaşamasına emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. Saygılar sunuyorum."

Fatih Kısaparmak: "Bence tarihin yazıldığı anlar yaşıyoruz. Çok heyecanlıyım. Beni dünyaya getiren annenin bana öğrettiği dilin, ne denli evrensel olduğunu birkez daha görmekten gerçekten onur duydum. Ve Anadolu topraklarından kopacak bir rüzgarın dünyada ne tür fırtınalara yol açabileceğinin ispatıdır bu akşam."

Erhan Güleryüz: "Çok güzel, çok heyecanlı bir geceyi yaşıyoruz hepberaber. Tabiki bugün 115 ülkeden 700 tane çocuk değil aslında binlerce öğrenci, binlerce öğretmenimiz var, ben onlara bir alkış istiyorum. Buradaki yarışan kardeşlerimiz, dünyanın dörtbir yanından gelip burada şarkılarını söyleyen kardeşlerimiz, hepsi bizim için birinciler. Onları çok seviyoruz."

Ertuğrul Erkişi: "Ne yazık ki dünyada birçok insanı kavramlar erezyona uğramış durumda. Ben bugün burada, insan yetiştirmeyi seçen, zoru seçen, güzelliği seçen bütün hocalarımızın, o güzel insanların, yöneticilerinin ürünlerini görüyorum, güzelliklerini görüyorum. Ben onlara teşekkür ediyorum. Bir daha bir başka teşekkürüm de o okulların, oralarda açılmasına vesile olan işadamlarımıza. Çok teşekkür ediyoruz."

Orhan Hakalmaz: "Ne söylesek, 'Keşke şunu da söyleseydik' diyeceğimiz bir gece hakikaten. Yani otel isimlerinin ne bileyim, toplu konutların yabancı isimler konulduğu ülkemizde bu yarışma ileride muhakkak hedefine ulaşacaktır. Ben Veysel ustadan birşey söylemek istiyorum Aşık Veyselden, diyor ki, 'Veysel sapma sağa sola Sen Allah'tan birlik dile ikilikten gelir bela Dava insanlık davası.' Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.

Prof. Dr. Şükrü Halit Akalın: "115 ülkeden 700 genç, sevgi dili Türkçe ile, barış dili Türkçe ile yarışıyor. Bu benim için en büyük mutluluk. Bu gençleri yetiştiren öğretmenleri kutluyorum. Bu öğretmenleri yetiştiren insanları yürekten kutluyorum. Onların sayesinde Türkçe dünya dili. Hepsinin önünde saygı ile eğiliyorum."
Cihan

2 Haziran 2009 Salı

115 ÜLKENİN KATILDIĞI KÜLTÜR ŞÖLENİ DÜZENLENDİ

Uluslararası Türkçe Öğretimi Derneğince düzenlenen, ''7. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları''nda çeşitli gösteriler sunuldu.



115 ülkeden öğrencilerin katıldığı Altınpark'taki etkinlik, Fransa'dan Sandrine Sayed'in ''Sen Ağlama'' parçasını Türkçe seslendirmesiyle başladı.

Litvanya ekibinin yöresel halkoyunlarının ardından sahne alan Kenya'dan Abdül Cebbar, ülkesindeki doğal yaşama ilişkin komedi gösterisi sundu.

Bangladeşli Fazana Samia, ''Arda Boyları'' türküsüyle izleyenlerden büyük alkış alırken, Sudan'da yaşayan Merve Baştürk de ''Şimdi Tam Vakti'' isimli şiiri seslendirdi.

Etkinliğe Sırbistan'dan katılan Nikola Maystroviç, davul ve saz eşliğinde ''Bu Dünya Bizim Kirletmeyelim'' parçasını okudu.

ABD'li Andrew Glass'ın ''Gel Gör Beni Aşk Neyledi'' adlı eseriyle beğeni topladığı program, çeşitli ülkelerden gelen katılımcıların sunumlarıyla devam edecek.

Sadece Bir Dil Yarışması mı?


Bülent Korucu
Medyada hak ettiği ilgiyi biraz biraz görmeye başladığı için Türkçe Olimpiyatları mevsimi geldiğini fark etmişsinizdir.

Bu sene 7. si yapılıyor ve 115 ülkeden 700 öğrenci finallere katılıyor. Merkezinde anadilimizin bulunduğu, böylesine ilgi toplayan bir faaliyet tabii ki göğsümüzü kabartıyor. Pek çoğumuz kolbastı seyrederken gözyaşı dökmek gibi dışarıdan bakıldığında tuhaf gelebilecek şeyler yapıyoruz. Hislerin yoğunlaştığı, duyguların coştuğu günler yaşıyoruz. Gönlünden gele gele bir kere 'helal olsun' diyen de, yıllarını bu uğurda gurbet ellerinde geçirenler de iftihar etmekte haklı. Fakat bugün şunu söylemezsek mesul oluruz: Zamanı sadece duygu bombardımanı ve hamaset seremonileriyle geçirirsek yazık ederiz. Olayın medyada yer bulan, dolayısıyla gördüğümüz kısmı, aysbergin suyun üstündeki bölümü gibi. Derinlerdeki asıl büyük parçaya dikkat kesilmeliyiz.

Türkçe Olimpiyatları, bir lisan yarışması değil, iletişim modelidir. Türkçe öğrenenler ve muallimlerinin yıllık alışverişlerini yaptığı pazar kuruluyor, her yıl bu mevsimde. Herkes heybesinde bir senenin mahsulünü getiriyor. Kenya'daki öğretmenin Sibirya'da görev yapandan soracakları... Avrupa'dakilerin söyleyecekleri... Uzakdoğu'dan gelenlerin anlatacakları var. Daha önemlisi Mozambikli çocuğun Hollandalı arkadaşına getirdiği selamlar var. Tibet'in havası, Afrika'nın sıcağıyla takas edilecek. Muson yağmurlarında büyümüş çiçekler, Kuzey Avrupa'nın serin rüzgârlarına emanet edilecek. Danimarkalı Anna'nın sarısı, Nijeryalı Ahmet'in siyahıyla karılacak. Tayvanlı çekik gözler, Yemenli zeytin gözlerle buluşacak. Her biri ülkelerine yeni bir dünyayla dönecek. Karamsarlığın iradeleri felç ettiği bir çağda, beldelerine umut götürecekler. Hem bu iyilik ve umut şirketi benzersiz bir mukavele: Toplanan bütün hâsılat herkesin hesabına ayrı ayrı yazılacak. Sermayesi kadar, getirdiği mum nispetinde ışığı olmayacak. Binlerce mumluk aydınlık hepimizin evini aynı oranda ışıklandıracak. Gelecekte birlikte inşa edecekleri barış adasının temel taşlarını dizdiklerini belki fark etmeyecekler bile.

Türkçe bu çocuklar için sadece bir dil değil, aynı zamanda yaşam tarzı. En önemlisi, birlikte oluşturdukları, hepsinin katkı yaptığı bir tarz. Mayayı öğretmenler çalıyor, sonrası elbirliği ile inşa ediliyor. Zaten gücünü de buradan alıyor. Bir işgalci gücün dayattığı dili değil, dünyanın dört yanına sevgi mesajı götürmeyi vazife bilen samimi ve fedakâr dostların dilini öğreniyorlar. Sonra öğrendikleri dilin kendilerine farklı renk ve ırkta yüzlerce, binlerce yeni dost kazandırdığını görüyorlar. Kendileriyle aynı süreçleri yaşayanlara salt bilgi olarak vâkıf değiller. Olimpiyat sayesinde aynı ortamı paylaşıyor, şahsî tanışıklık ve arkadaşlıklar kuruyorlar. Türkçenin önlerinde açacağı ufukları görüyor, yaşıyorlar. Öğrencilerin kendi mahallî kıyafetleriyle katılması bilhassa önemli. Vasatın sıcaklığını sağlaması, rengârenk hava katmasının yanında iletişimin sıhhati açısından kayda değer bir tercih. Herkesi kendi konumunda, kendi değerleriyle barışık biçimde beklemenin göstergesi. Farklılıkların yaşayabileceği, çoğulculuğu yok etmeyecek bir ortak zemin kuruluyor.

İsmini hatırlayamadığım bir kişi (yanılmıyorsam bir Rus aydını), bu hareketi şöyle özetlemişti: "Mevlânâ, 'ne olursan ol gel' demişti. Fethullah Gülen ise 'ne olursan ol ben gelirim' diyor." Üzerine müstakil yazılar yazılabilecek bir tespit. Olimpiyatların en önemli başarılarından biri, herkesi birbirine gitmeye ikna etmesi. Gel demek kolaydır aslında; zor ve daha kıymetli olan gelirim diyebilmek. Bu mutluluk tablosunda emeği bulunan herkesi minnet ve şükranla anıyoruz. Bilhassa fedakâr öğretmenler her geçen gün biraz daha gözümüzde kahramanlaşıyor.

12 Mayıs 2009 Salı

Neden Türkçe Sevgi Dili


Artık ananevi hale gelen bir tatlı telaş yine kendini hissettirmeye başladı. Mayıs ayı ile birlikte Türkçe heyecanı dünyanın dört bir yanında yaşanıyor.

Haziran başında Türkiye'deki finale kalmak için ülkelerdeki yarışmalar ardı ardına yapılıyor. Evet, bu sene 7.si yapılacak olan Türkçe Olimpiyatları'ndan bahsediyorum. Hafta sonu, yarışmaların Kuzey Avrupa finalleri için Danimarka'nın başkenti Kopenhag'taydık.

'Türkçe sevginin dili' derken bir reklam sloganı söylediğimiz zannedilmesin. Bizzat yerinde görünce daha iyi anlaşılıyor. Türkçe sadece bir dil değil. Bir vesile ve vasıta haline geliyor. Kaynaşmanın, iletişimin, birbirini anlamanın, anlamaya çalışmanın aracı oluyor. Türkçe, bir cazibe merkezi gibi. Rengi, ırkı, dini farklı 115 ülkenin çocukları bu yıl final için bir araya gelecek. İnsanlık dışında neredeyse tek ortak noktaları Türkçe öğrenme ve konuşma çabaları. Bunu yaparken yaşadıkları olimpiyat heyecanı ve paylaşılan mekanlar başka hiçbir şekilde sağlanamayacak bir kaynaşma doğuruyor. Kızılcahamam'daki elemeler, bu alışverişin zirve yaptığı yer. Sanki büyük bir sofra açılıyor, herkes heybesinde getirdiğini paylaşıyor. Bir anda kendinizi dünyanın en büyük kültür sofrasının başında buluyorsunuz. Çocuksu samimiyet, bu sofranın gösteriş düşüncesi ile kirletilmesine izin vermiyor. Türkçenin dil bayrağımız olarak yaygınlaşması elbette göğsümüzü kabartıyor. Ancak inanın samimi iletişimin insanlık adına verdiği umut hepsini gölgede bırakıyor. Dünyada Türkçe konuşan, Türkçe düşünen ve Türkçe yaşayan bir nesil yetişiyor. Türkçe, bir hayat tarzı durumuna geliyor. Okunan şiir veya şarkı unutulduğu zaman duyulan mahcubiyet; alınan moral alkışı sonunda yüze yayılan tebessüm, dereceye giremeyenlerin burukluğunun paylaşılması, başarı karşısındaki sevinç... Öylesine insani bir vasat oluşuyor ki, sadece salondaki binlerce kişiyi kuşatmıyor; medya marifetiyle milyonlarca kişi bu sevgi pınarından testisini doldurabiliyor. Onun için 'sevgi dili Türkçe' ifadesi maharetli bir reklamcının bulduğu iyi bir slogan değil. Şahit olunan ve daha önemlisi bizzat yaşanan bir gerçek.

Danimarka seyahati, bu açıdan epey anlamlı ve duygulu geçti. İsimlerini ezberlemek neredeyse imkânsız. Kâğıttan telaffuzu bile çok zor. Aslında isimlerin çok fazla önemi de yok. Onun için listeden isimlerini yazmak yerine ülkeleriyle ve halleriyle birkaç manzarayı resmetmeye çalışayım. Belki kendi dilini bile henüz tam konuşamayan 5 yaşlarında bir kız çocuğu, "büyümüş de küçülmüş" ifadesinin anlatacağı güzellikte bir parçayla bizleri mest etti. Litvanyalıyla birlikte 'Hasretinle Yandı Gönlüm'ü söyledik. Belaruslu ile 'Veda Busesi'ni mırıldandık, duygulandık. İsveçli 'Üsküdar'a Giderken'le efkarımızı dağıttı. Şarkının sözlerini unuttuğu için yüksek puan veremedik ama Norveçli çocuğun cana yakınlığı müthişti. Böyle bir tasnif olsa kesin birinci olurdu.

Program sonunda jüri başkanının, "Bazı jüri üyeleri kendilerini fazla kaptırıyorlar, alkışlıyorlar hatta gözyaşlarını tutamıyorlar." sözlerinin muhataplarından biri bendim. Program devam ederken bana doğru attığı anlamlı bakışların sebebini de bu vesileyle çözmüş oldum. Halbuki kendimi fazlasıyla sıktığımı düşünüyorum. Hatta jüri olduğuma epeyce hayıflandım. Keşke arkalarda bir yerlerde tadını çıkarabilseydim, dediğimi de şimdi itiraf ediyorum. Bu arada Büyükelçi Mehmet Akat ve Başkonsolos Osman Kocabaş'ın programın başından sonuna kadar bir ev sahibi gibi misafirleri ağırladığını da şükran hisleriyle kaydetmekte yarar var. Avrupa Parlamentosu seçimleri için Danimarka'dan tek Türk aday olarak seçime giren Hüseyin Araç da yarışmanın ağır konuklarındandı.

Bülent Korucu

Kollama Dizisi